Ziyaretçi Defteri
Deftere Yaz
İNSAN HALİNDEN ANLAMAK VE ANLAŞILMANIN GÜZELLİĞİ VE FELSEFESİ nedir acaba?
Üç gün aç kalsanız açın halinden daha iyi anlarsınız. (hani derler ya karnı tok olan insan açın halinden anlamaz)
Üç gün zorunlu olarak evde kapalı kalsanız özgürlüğün özgür olmanın ne demek olduğunu daha iyi anlarsınız.(hani derler ya allah kimseyi içeri düşürmesin sebep ne olursa olsun özgürlüğünü elinden almasın diye..)
İki gözünüzü elinizle kapatsanız gözleri görmeyen insanın ne gibi zorluklar çektiğini yardıma ihtiyacı olmadan yaşamını sürdüremeyeceğini nasıl karanlık bir dünyada yaşadığını anlayıp (Allah kimseyi kör etmesin dersiniz...vb gibi)
Ama bir insanın halinden anlamak için onun düştüğü duruma hale vaziyete düşmememiz gerektiğini az çok yaşam felsefemiz din ahlak kültürel bilimsel değerlerimizle anlamaya çalışmamızı ve ayrıca onu anlamanın ondan yana geçmek demek anlamına gelmediğini toplumun din ahlak kültürel bilimsel vb. değerlerini göz önünde bulundurup ona yaklaşmamız yakınlaşmamız ve elimiz kolumuz sağlığımız yerinde olupta etrafımızdaki yaşanan şeylere karşı duyarsız ruhsuz davranmamamızı insanın bir yaşam tarzı siyasi anlayışı ideolojisi din ve ahlaki bilimsel değerleriyle hayata tutunması gerektiğini ve daha önceki bir yazımda 1 mayıs 2009 da sitelerde yayınlanan SİZCE İNSANI TOPLUMU ANLAMAK İÇİN NE YAPMALI? isimli yazımda bahsettiğim gibi...
Bir insana yada topluma karşı anlayışlı hoşgörülü saygılı davranmak , onlara karşı dürüst iyi niyetli olmak ve şahsi çıkarcılık anlayışının dışına çıkmamız, o insan ve toplumu sahiplenip o insan ve topluma karşı ÖN YARGILARIMIZDAN kurtulup yapıcı eleştiriler ve yaklaşımlar içerisinde olup gerektiğinde kendimizi o insan ve toplumun YERİNE KOYMALI ve o insan toplumun yeri geldiğinde acılarını sevinçlerini paylaşmalı, o insan ve toplumun maddi manevi (kültürel sosyal dini ahlak teknolojik bilimsel )açıdan değerlerine önem verip, özgürce yaşamak istediği değerlerini topluma ve kendisine zarar vermeden yaşamasını sağlamalıyız, o insan toplumun mutluluğu için.
Bir insan veya toplumu görünüşüyle (giyimiyle vb.gibi) değil, o insan ve toplumun iç dünyasıyla bilgi birikimiyle ve hatta hayatta tutunduğu kültürel sosyal vb gibi. değerleriyle ve hadiseler gelişmeler karşısında aldığı günümüzde geçerli olan modern çağdaş demokratik tavır ve anlayışıyla tanımaya anlamaya çalışmalıyız.
Ama bazen öyle insan ve toplumlar vardır ki zaman zaman her ne kadar anlayışlı hoşgörülü ve değerlerini yaşaması için mücadele etsenizde size karşı ters bir tepki içerisinde bulundukları görüldüğünde o insan veya toplumun sağlıksız bir toplum olduğu anlaşılmakta olup gerekli uyarılar yapılıp gereken yönlendirmeleri yapıp o insan ve toplumu kazanmanın mücadelesini vermeliyiz. Ama bazen kazanılması zor hatta mümkün olmayan insan ve toplumlar vardır ki, bununda bilincinde olmalıyız. Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI msn:alitanergobek@hotmail.com/Arguvan/Akören köyü /Doğanşehir/Fındık köyü/ cep tlf:0506 845 61 38
99
Defterdeki Yazılar
ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI
13 Temmuz 2010 15:48 | istanbul/kadıköy -Feneryolu /
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

RUH SAĞLIĞI BOZUK OLAN İNSANLARIN SAHİP OLMA DUYGUSUNA KAPILMASININ ZARARLARI nelerdir acaba?
Ruh sağlığı bozuk olan insanlar genelde yapmış ve almış oldukları tavrın farkında olmayıp ne yaptıklarını bilmezler ve kulaklarına bir takım sesler gelip gözünün önlerine gelen kişiler vardır bizlerin normal insanların göremediği ve kendilerini akıllı göstermeye çalışıp kariyer sahibi olmaya çalışırlar ve kendilerini akıllı göstermeye çalışanlardan ve kendilerine ilgi gösterilmesinden çok memnun kalırlar. tıbbı yardımı da bu nedenle reddederler.
Buna bir örnek verdiğimizde ruh sağlığı bozuk bir insana bir başkasına ait olan bir şiir yada felsefik edebiyatsal yazıyı sen yazdın bunlar senin diyerek sahiplendirmeye çalışmanızla ruh sağlığı bozuk (şizofren paranayak vb gibi.)insanların zamanla o şiir ve felsefik edebiyatsal yazıya sahip olma duygusuna kapılıp zaten beyinlerinde var olan kimyasal değişimin hızlanmasına ve zamanla şuurunun bozulmasına o yazılara şiirlere sahiplenmekten vazgeçmemesine ve her türlü şiddet eğilimi göstermesine kadar gider ve şiir ve edebiyatsal felsefik yazıları kendisinin sanar ve toplumdan ilgi alaka ister ve sizlerinde bir takım siyasi,milliyetçilik, dinsel,hemşerilik, adam kayırma vb gibi. bilinç altı duygularınızla hareket edip şiir felsefik edebiyatsal yazıları sahiplendirmeye çalıştığınızda yavaş yavaş o ruh sağlığı bozuk insanı uçurmaya başlarsınız ve kulağına ses gelmesiyle beraber akli dengesi tamamen bozulur. ki bu tip karekterler o sahiplenme duygusundan vazgeçmezler ve siz ilk baştan doğruyu söyledik kabullenmedi desenizde onun iyiliği için, o ruh sağlığı bozuk insanın kimi çevreleri senin sen yazdın devam ettiklerinde o ruh sağlığı bozuk olan insana daha fazla zarar vermiş olurlar.
Ki eğer siz çıkıpta bu şiir ve edebiyatsal felsefik yazılar senin değil sahibi var dediğinizde bir numaralı düşmanı siz olursunuz ama siz böylece ruh sağlığı bozuk insana doğruları söyleseniz o akıma kapılıp kimyasal değişiminin hızlanmasına engel olmaya çalışsanızda nafiledir çünkü kendi yakın çevresi sen yazdın olmadık hayeller peşinde koşup (para kariyer hastalığını saklama vb gibi)senini oynuyorsa o kişi o senin sen yazdin akımına kapılıp aklı dengesini kaybedip akıl hastanesinin kontrolu altına girer. yazan :ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/MSN:alitanergobek@hotmail.com/ Arguvan-Doğanşehir
Ruh sağlığı bozuk olan insanlar genelde yapmış ve almış oldukları tavrın farkında olmayıp ne yaptıklarını bilmezler ve kulaklarına bir takım sesler gelip gözünün önlerine gelen kişiler vardır bizlerin normal insanların göremediği ve kendilerini akıllı göstermeye çalışıp kariyer sahibi olmaya çalışırlar ve kendilerini akıllı göstermeye çalışanlardan ve kendilerine ilgi gösterilmesinden çok memnun kalırlar. tıbbı yardımı da bu nedenle reddederler.
Buna bir örnek verdiğimizde ruh sağlığı bozuk bir insana bir başkasına ait olan bir şiir yada felsefik edebiyatsal yazıyı sen yazdın bunlar senin diyerek sahiplendirmeye çalışmanızla ruh sağlığı bozuk (şizofren paranayak vb gibi.)insanların zamanla o şiir ve felsefik edebiyatsal yazıya sahip olma duygusuna kapılıp zaten beyinlerinde var olan kimyasal değişimin hızlanmasına ve zamanla şuurunun bozulmasına o yazılara şiirlere sahiplenmekten vazgeçmemesine ve her türlü şiddet eğilimi göstermesine kadar gider ve şiir ve edebiyatsal felsefik yazıları kendisinin sanar ve toplumdan ilgi alaka ister ve sizlerinde bir takım siyasi,milliyetçilik, dinsel,hemşerilik, adam kayırma vb gibi. bilinç altı duygularınızla hareket edip şiir felsefik edebiyatsal yazıları sahiplendirmeye çalıştığınızda yavaş yavaş o ruh sağlığı bozuk insanı uçurmaya başlarsınız ve kulağına ses gelmesiyle beraber akli dengesi tamamen bozulur. ki bu tip karekterler o sahiplenme duygusundan vazgeçmezler ve siz ilk baştan doğruyu söyledik kabullenmedi desenizde onun iyiliği için, o ruh sağlığı bozuk insanın kimi çevreleri senin sen yazdın devam ettiklerinde o ruh sağlığı bozuk olan insana daha fazla zarar vermiş olurlar.
Ki eğer siz çıkıpta bu şiir ve edebiyatsal felsefik yazılar senin değil sahibi var dediğinizde bir numaralı düşmanı siz olursunuz ama siz böylece ruh sağlığı bozuk insana doğruları söyleseniz o akıma kapılıp kimyasal değişiminin hızlanmasına engel olmaya çalışsanızda nafiledir çünkü kendi yakın çevresi sen yazdın olmadık hayeller peşinde koşup (para kariyer hastalığını saklama vb gibi)senini oynuyorsa o kişi o senin sen yazdin akımına kapılıp aklı dengesini kaybedip akıl hastanesinin kontrolu altına girer. yazan :ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/MSN:alitanergobek@hotmail.com/ Arguvan-Doğanşehir
ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI
09 Temmuz 2010 11:32 | istanbul/kadıköy -Feneryolu /
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

İNSAN HALİNDEN ANLAMAK VE ANLAŞILMANIN GÜZELLİĞİ VE FELSEFESİ nedir acaba?
Üç gün aç kalsanız açın halinden daha iyi anlarsınız. (hani derler ya karnı tok olan insan açın halinden anlamaz)
Üç gün zorunlu olarak evde kapalı kalsanız özgürlüğün özgür olmanın ne demek olduğunu daha iyi anlarsınız.(hani derler ya allah kimseyi içeri düşürmesin sebep ne olursa olsun özgürlüğünü elinden almasın diye..)
İki gözünüzü elinizle kapatsanız gözleri görmeyen insanın ne gibi zorluklar çektiğini yardıma ihtiyacı olmadan yaşamını sürdüremeyeceğini nasıl karanlık bir dünyada yaşadığını anlayıp (Allah kimseyi kör etmesin dersiniz...vb gibi)
Ama bir insanın halinden anlamak için onun düştüğü duruma hale vaziyete düşmememiz gerektiğini az çok yaşam felsefemiz din ahlak kültürel bilimsel değerlerimizle anlamaya çalışmamızı ve ayrıca onu anlamanın ondan yana geçmek demek anlamına gelmediğini toplumun din ahlak kültürel bilimsel vb. değerlerini göz önünde bulundurup ona yaklaşmamız yakınlaşmamız ve elimiz kolumuz sağlığımız yerinde olupta etrafımızdaki yaşanan şeylere karşı duyarsız ruhsuz davranmamamızı insanın bir yaşam tarzı siyasi anlayışı ideolojisi din ve ahlaki bilimsel değerleriyle hayata tutunması gerektiğini ve daha önceki bir yazımda 1 mayıs 2009 da sitelerde yayınlanan SİZCE İNSANI TOPLUMU ANLAMAK İÇİN NE YAPMALI? isimli yazımda bahsettiğim gibi...
Bir insana yada topluma karşı anlayışlı hoşgörülü saygılı davranmak , onlara karşı dürüst iyi niyetli olmak ve şahsi çıkarcılık anlayışının dışına çıkmamız, o insan ve toplumu sahiplenip o insan ve topluma karşı ÖN YARGILARIMIZDAN kurtulup yapıcı eleştiriler ve yaklaşımlar içerisinde olup gerektiğinde kendimizi o insan ve toplumun YERİNE KOYMALI ve o insan toplumun yeri geldiğinde acılarını sevinçlerini paylaşmalı, o insan ve toplumun maddi manevi (kültürel sosyal dini ahlak teknolojik bilimsel )açıdan değerlerine önem verip, özgürce yaşamak istediği değerlerini topluma ve kendisine zarar vermeden yaşamasını sağlamalıyız, o insan toplumun mutluluğu için.
Bir insan veya toplumu görünüşüyle (giyimiyle vb.gibi) değil, o insan ve toplumun iç dünyasıyla bilgi birikimiyle ve hatta hayatta tutunduğu kültürel sosyal vb gibi. değerleriyle ve hadiseler gelişmeler karşısında aldığı günümüzde geçerli olan modern çağdaş demokratik tavır ve anlayışıyla tanımaya anlamaya çalışmalıyız.
Ama bazen öyle insan ve toplumlar vardır ki zaman zaman her ne kadar anlayışlı hoşgörülü ve değerlerini yaşaması için mücadele etsenizde size karşı ters bir tepki içerisinde bulundukları görüldüğünde o insan veya toplumun sağlıksız bir toplum olduğu anlaşılmakta olup gerekli uyarılar yapılıp gereken yönlendirmeleri yapıp o insan ve toplumu kazanmanın mücadelesini vermeliyiz. Ama bazen kazanılması zor hatta mümkün olmayan insan ve toplumlar vardır ki, bununda bilincinde olmalıyız. Yazan: ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI msn:alitanergobek@hotmail.com/Arguvan/Akören köyü /Doğanşehir/Fındık köyü/ cep tlf:0506 845 61 38
ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI
07 Temmuz 2010 20:32 | istanbul
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

ÖZEL YAŞAM VE İŞ HAYATINDA BAŞARI VE MUTLULUK NASIL GELİR acaba?
Özel yaşamında başarı ve mutluluk insanın eşini dostunu sevmekle başlar.
İş hayatında başarı ve mutluluk işini iş ortamını ve kendisine karşı duyulan güven verilen saygı ve sevgiyle başlar ve devam eder.....
Tabii ki, günümüzde kimi insanın özel hayatındaki düzenlilik tabii ki iş yaşamına pozitif değerde yansır ve çoğu insanında bu tip karekterdeki insanlardan beklentisi budur.
Ama günümüzde kimi insanda özel yaşamı çok düzenli olmayıp iş hayatında kendi uzmanlık alanında deneyim ve tecrübesiyle çok güzel toplum yararına eserler ortaya koymuş ve başarılar yakalamıştır. ki özel yaşamındaki düzensizlikleri iş yaşamına yansıtmaması başarıların nedenidir.(Arjantin milli futbol takımının dünya kupasında çeyrek final oynamasında teknik direktör maradona payının büyük olması örneği.)
Kimi insanda iş yaşamını özel yaşamından üstün tutmuş iş hayatında çok güzel başarılar kazanmış maddi manevi kazanımlar elde etmiştir kendisi ve toplum yararına....
Kimi insanda özel yaşamını ön planda tutup iş hayatını önemsiz kılmış ve özel yaşamında çok mutlu başarılı iken iş hayatında düzensiz fazla farklılıklar yaşamamış ve pek başarılar sağlayamayıp iyi kötü yaşamını sürdürmeye çalışmıştır.
Tabii önemli özel hayatımızın ve iş hayatımızın düzenli bir şekilde devam etmesiyle daha büyük başarı mutlulukların birlikte gelmesidir ve kimi insan iş yaşamındaki başarının özel yaşamındaki mutluluğun olduğunu söyler.yazan;ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI-MSN:alitanergobek@hotmail.com/ tlf:0506 845 61 38 Malatya/Arguvan-Doğanşehir
Özel yaşamında başarı ve mutluluk insanın eşini dostunu sevmekle başlar.
İş hayatında başarı ve mutluluk işini iş ortamını ve kendisine karşı duyulan güven verilen saygı ve sevgiyle başlar ve devam eder.....
Tabii ki, günümüzde kimi insanın özel hayatındaki düzenlilik tabii ki iş yaşamına pozitif değerde yansır ve çoğu insanında bu tip karekterdeki insanlardan beklentisi budur.
Ama günümüzde kimi insanda özel yaşamı çok düzenli olmayıp iş hayatında kendi uzmanlık alanında deneyim ve tecrübesiyle çok güzel toplum yararına eserler ortaya koymuş ve başarılar yakalamıştır. ki özel yaşamındaki düzensizlikleri iş yaşamına yansıtmaması başarıların nedenidir.(Arjantin milli futbol takımının dünya kupasında çeyrek final oynamasında teknik direktör maradona payının büyük olması örneği.)
Kimi insanda iş yaşamını özel yaşamından üstün tutmuş iş hayatında çok güzel başarılar kazanmış maddi manevi kazanımlar elde etmiştir kendisi ve toplum yararına....
Kimi insanda özel yaşamını ön planda tutup iş hayatını önemsiz kılmış ve özel yaşamında çok mutlu başarılı iken iş hayatında düzensiz fazla farklılıklar yaşamamış ve pek başarılar sağlayamayıp iyi kötü yaşamını sürdürmeye çalışmıştır.
Tabii önemli özel hayatımızın ve iş hayatımızın düzenli bir şekilde devam etmesiyle daha büyük başarı mutlulukların birlikte gelmesidir ve kimi insan iş yaşamındaki başarının özel yaşamındaki mutluluğun olduğunu söyler.yazan;ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI-MSN:alitanergobek@hotmail.com/ tlf:0506 845 61 38 Malatya/Arguvan-Doğanşehir
ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI
20 Haziran 2010 10:53 | istanbul/kadıköy -Feneryolu /kozyatağı
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

PROFESYONEL FUTBOLUN BEKLENTİLERİ NELERDİR ve Başarı nasıl gelir?
Bazı spor dalları gibi Futbolda kaleciden tut libero, forvet gol asistini yapan pasörlerine yedeklerine seyircisine kadar birbirini tamamlayan bir takım oyunudur.
Bilindiği gibi profesyonel futbol anlayışında alt yapı her futbol takımı için çok önemlidir ve alt yapıya çok önem verilmesinin nedeni takımlarda daha kaliteli becerikli daha yetenekli takım oyunu oynayan futbolcuların yetiştirilmesi içindir.
Her futbolcunun hayeli oynadığı bölgede en iyisini yapmak ve en büyük hayali takımının kazanması için gol atmak attırmak ve gol yememek için en iyi savunmayı yapmaktır.
Fakat son yıllarda profesyonel futbola baktığımızda takımlarda iyi kaliteli profesyonel golcülerin olmasına rağmen gol atmanın zorlaştığını bununda iyi bir defans savunma anlayışının becerisinin gelişmesine bağlamakta olunması ve bir diğer en önemli nedenlerden biriside gol ASİSTİ yapan oyuncuların yetiştirilmesine gerekli ÖNEMİN verilmemesi ve sanki gol asisti yapan ve maçın sonucu etkileyecek gol pasları veren pasörlerin özel bir yetenek ve beceriye sahip olmaları gerektiğinin düşünülmesi ve futbolda fazlasıyla var olan özel beceri ve yeteneğin ön plana çıkarılmasının mücadelesi ve takım oyununun rafa kaldırılması ve sahadaki yıldız futbolculardan çok şey beklenmesi ve yaşanan hayel kırıklıklarının temelinde sahadaki görev yapan futbolcuların golü kendisinin atması (egoizmin)düşüncesinin gelişmesi ve esas golü attırmayı sağlayacak gol pası veren asistlerin (pasörlerin) yetiştirilmesine egoizmden uzak profesyonel futbol anlayışındaki futbolcuların yetiştirilmesi eğiliminin az olması, kaliteli golcülerden çok şeyin beklenmesi istenilenin alınmaması durumunda işin özüne baktığımızda sahadaki oynan oyunun takım oyunundan kopması bireysel yeteneklerin ön plana çıkması sahada paylaşımın azalması takımı uzun bir dönemde başarıdan mahrum etmesine neden olmaktadır belki de.
Onun için günümüz profesyonel futbol anlayışının alt yapısına baktığımızda maçın sonucu etkileyecek kaliteli becerikli gol asisti yapan (pasörlerin) futbolcuların takımın başarısında çok önemli yeri olduğunu, iyi gol asisti yapan, gol pası veren (pasörlerin) yetiştirilmesi çabası içinde olduklarını görmekteyiz.) yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/ MSN:alitanergobek@hotmail.com-cep tlf.0506 845 61 38/0216 338 67 09
Bazı spor dalları gibi Futbolda kaleciden tut libero, forvet gol asistini yapan pasörlerine yedeklerine seyircisine kadar birbirini tamamlayan bir takım oyunudur.
Bilindiği gibi profesyonel futbol anlayışında alt yapı her futbol takımı için çok önemlidir ve alt yapıya çok önem verilmesinin nedeni takımlarda daha kaliteli becerikli daha yetenekli takım oyunu oynayan futbolcuların yetiştirilmesi içindir.
Her futbolcunun hayeli oynadığı bölgede en iyisini yapmak ve en büyük hayali takımının kazanması için gol atmak attırmak ve gol yememek için en iyi savunmayı yapmaktır.
Fakat son yıllarda profesyonel futbola baktığımızda takımlarda iyi kaliteli profesyonel golcülerin olmasına rağmen gol atmanın zorlaştığını bununda iyi bir defans savunma anlayışının becerisinin gelişmesine bağlamakta olunması ve bir diğer en önemli nedenlerden biriside gol ASİSTİ yapan oyuncuların yetiştirilmesine gerekli ÖNEMİN verilmemesi ve sanki gol asisti yapan ve maçın sonucu etkileyecek gol pasları veren pasörlerin özel bir yetenek ve beceriye sahip olmaları gerektiğinin düşünülmesi ve futbolda fazlasıyla var olan özel beceri ve yeteneğin ön plana çıkarılmasının mücadelesi ve takım oyununun rafa kaldırılması ve sahadaki yıldız futbolculardan çok şey beklenmesi ve yaşanan hayel kırıklıklarının temelinde sahadaki görev yapan futbolcuların golü kendisinin atması (egoizmin)düşüncesinin gelişmesi ve esas golü attırmayı sağlayacak gol pası veren asistlerin (pasörlerin) yetiştirilmesine egoizmden uzak profesyonel futbol anlayışındaki futbolcuların yetiştirilmesi eğiliminin az olması, kaliteli golcülerden çok şeyin beklenmesi istenilenin alınmaması durumunda işin özüne baktığımızda sahadaki oynan oyunun takım oyunundan kopması bireysel yeteneklerin ön plana çıkması sahada paylaşımın azalması takımı uzun bir dönemde başarıdan mahrum etmesine neden olmaktadır belki de.
Onun için günümüz profesyonel futbol anlayışının alt yapısına baktığımızda maçın sonucu etkileyecek kaliteli becerikli gol asisti yapan (pasörlerin) futbolcuların takımın başarısında çok önemli yeri olduğunu, iyi gol asisti yapan, gol pası veren (pasörlerin) yetiştirilmesi çabası içinde olduklarını görmekteyiz.) yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/ MSN:alitanergobek@hotmail.com-cep tlf.0506 845 61 38/0216 338 67 09
Radyo Ailem
11 Haziran 2010 15:57 | Malatya
12.06.2010 Saat 20.30'da ENGİN UGURLU ile canlı yayında olacağız.Türkü dostları davetlimizdir.
Radyo Ailem yönetimi
www.ailemiz.info
Radyo Ailem yönetimi
www.ailemiz.info
99
Defterdeki Yazılar














